logo logo

BİZİ TAKİP EDİN

Film Haberleri 02 Temmuz 2021

Diriliş Ertuğrul ve Uyanış Büyük Selçuklu Senaristlerinden Dev Bir Proje Daha: YAVUZ

Yavuz Sultan Selim Han’ın hayatını anlatacak Yavuz, hem dizi hem de sinema filmi olarak izleyiciyle buluşacak. Filmin 2022 yılında izleyiciyle buluşması planlanıyor. Türk sinema tarihinde projelenmiş en büyük prodüksiyonlu sinema filmi olmaya hazırlanan Yavuz’un yapımını CY Grup ve Limit Yayınları üstleniyor. Yavuz filminin büyük bir bölümü Fas'taki Atlas Stüdyoları'nda çekilecek. Filmin çekimlerine Aralık ayında başlanması planlanıyor. Reyting rekortmeni Uyanış Büyük Selçuklu dizisinin senaryosunu da kaleme alan Serdar Özönalan, Yavuz yapımlarının da senaryosunu kaleme aldı. Özönalan Mızmız Dergisi'ne verdiği söyleşide tarihi dizi senaryosu yazma macerasından senarist olma hikayesine birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu. - Merhaba Serdar Bey, ilk olarak sizi tanımak isteriz. Serdar Özönalan kimdir? 1985 yılında 11 kardeşli bir ailenin 10.su olarak Şanlıurfa’da dünyaya geldim. Beni tamamlayan eşim ve 2 çocuğumuzla mutlu bir yuvamız var. Bir de sosyal kimliğim var: Senarist Serdar Özönalan. O da yaptığımız işlerle kendini tanıtıyor. Bu konuda konuşmak bize değil seyircilerimize yakışır. - Senarist olma hikayeniz nasıl başladı? Her insanın içinde muhteşem bir potansiyel olduğuna, herkesin ayrı ayrı kabiliyetlerle donatıldığına inanıyorum. Uzun yıllar farklı alanlarda çalışarak kendimdeki kabiliyeti bulmaya çalıştım. İstanbul’da bir firmada satış danışmanlığı yaparken Kadıköy Halk Eğitim merkezinde tiyatro eğitimine başladım. Bu eğitimi alırken satış danışmanlığını bırakıp setlerde kamera asistanlığına geçiş yaptım. Bu süreçte bolca gözlem yapma imkanım oldu. Sinema ve tiyatronun her alanına ilgim olsa da kendimde kurgu ve yazma yeteneğinin olduğunu keşfettim. Ayrıca bir derdim vardı ve derdimi de ancak yazarak anlatabilirdim. Fakat bunun için kendimi daha da geliştirmem gerekiyordu. Bunun için Dramatik Yazarlık okumaya karar verdim. O zaman 27 yaşındaydım. O yaşta üniversite okumaya başlamak ve Dramatik Yazarlık alanını seçmek etrafımdakileri epey şaşırttı. Çoğu da olumsuz yaklaştı. Fakat inandığım şeyin üzerine gitmem gerekiyordu. Gittim ve okulu tamamladım. Daha sonra Rejisörlük yüksek lisansına geçiş yaptım. Yüksek lisansa devam ederken bir vesileyle yolum “Diriliş Ertuğrul” dizisiyle kesişti. Böylece profesyonel senaryo yazarlığı kariyerim başlamış oldu. - Yazma ritüelinizden bahseder misiniz? Örneğin; hangi ortamda, materyallerle, hangi müzikle, nasıl bir coğrafyada yazmayı tercih ediyorsunuz? Etrafımda birileri olduğunda dikkatim dağılır. Bu sebeple yazarken kendimi her şeyden soyutlarım. Genelde ofiste yalnız başıma yazarım. Yazarken müzik dinlemem. Fakat yorulduğumda zihnimi ve gönlümü dinlendirmek için yazmaya ara verir ney üflerim. Sonra yeniden yazmaya koyulurum. - Birçok senarist, yazma aşaması tamamlandıktan sonra senaryosunu filmi gerçekleştirecek kişinin yönetimine bırakmanın zorluğundan hatta bunun adaletsiz bir durum olduğundan bahseder. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir? Burada önemli olan kriter çalıştığınız kişileri doğru tercih etmenizdir. Eğer senaryoyu uygulayacak yapımcı ve yönetmenle aynı fikir evreninde ve görüşte buluşamıyorsanız bu elbette bir senarist için hayıflanılacak durum olabilir. Çünkü sizin kurduğunuz eser, onu uygulayacak yapımcı ve yönetmenin kafasında bambaşka bir hale bürünebilir. Halihazırda senaryo dediğimiz şey bir filmin yahut dizinin dilinden atmosferine, mekanından karakterlerine, giysisinden aksesuarlarına kadar zaten büyük kısmını oluşturur. Geriye senaryonun oluşturduğu bu unsurları uygulamak kalır. Burada da senaryoyu uygulayacak departmanların senaryo ile müşterek bir görüş birliğine sahip olması elzemdir. Senaryo ile fikir ve görüş ayrılığında ısrar eden pek çok yapımın absürt bir şekilde dağıldığı örneklerle sabittir. - Birçok sinema yazarının senarist, yönetmen gibi vasıflarla da sinemanın içinde yer aldığına şahit oluyoruz. Bir sinema yazarının, içeriğinde katkısının olduğu bir filme yönelik değerlendirme yazısı hazırlamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Böyle bir durumda yazarın objektifliği inandırıcı olabilir mi? Bir sanat eseri üzerinde o eserde katkısı olan birinin değerlendirme yazısı kaleme alması tam manasıyla itici bir pazarlamacılıktır. Bir manav meyvelerini, sebzelerini pazarlayabilir. Malları acıysa herkes için acı, tatlıysa herkes için tatlı, taze ya da bayatsa herkes için aynıdır. Fakat bir sanat eserinin algılanışı bu biçimde olamaz. Her insanın kendi dünyasında farklı şekilde algılanabilir. Kimine göre iyi, kimine göre kötü, kimine göre sıkıcı olabilir. Dolayısıyla o eseri değerlendirme yazısıyla pazarlayan kişi, objektif davranamayacağı için de bu itici tutumundan ötürü nahoş durumlara düşebilir. Bir sanat eserinin kıymetini onu izleyen kişilerin değerlendirmesine bırakmak doğru ve olması gereken bir tavırdır. - Türkiye’de tarihi diziler çok seviliyor. Sizce bunun nedeni nedir? İnsanoğlu tarih boyunca bugününden şikayetçi olup geçmişin özlemini duymuştur. Bugün de 2000 yıl önce de durum aynıdır. Çünkü bugünün bunaltıcı sorunlarına, geçmişteki ahlakın, edebin, yaşayışın, yüceliğin, itibarın çare olacağını düşünür. Bugünkü toplumumuzda da durum bununla eşdeğerdir. Modern çağın getirdiği bunaltıcı sorunlara insanlar tarihe bakarak çare arıyor ve sıkıntılarını tarihte buldukları o güzelliklerle aşmaya çalışıyorlar. Bu yönden tarih insanlara sıkıntılar ve sancılardan çıkış yolunu gösterdiği, belli erdemleri en saf haliyle hatırlattığı için insanlarımız tarihi dizileri seviyorlar. Türk tarihi bitmeyen bir deniz olduğu için de her projede tarihin bugünkü topluma anlatacağı pek çok yönü oluyor, olmaya da devam edecektir. Tarihi dizilerin anlatacağı şeyler henüz bitmemiş, bilakis daha yeni konuşmaya başlamıştır. Öte yandan tarihi dizilerin atmosferi insanları modern dünyanın atmosferinden çekip alıyor. Bu sebeple insanlar yüzyıllar öncesindeki bir masal diyarına yolculuk yapıyormuş gibi kendilerini birkaç saatliğine de olsa yaşadıkları dünyadan soyutluyor. Bu da görsel ve estetik açıdan insanların tarihi dizilere meyletmesinde bir etkendir. - Tarihi diziler genellikle Osmanlı dönemini tercih ederken, Selçuklu dönemini anlatan senaryo yazma fikri nasıl ortaya çıktı? Selçuklu tarihi, yetim bırakılmış bir tarihti. Oysa Selçuklular, bizim “Batı Türk Devleti Geleneği” dediğimiz, Anadolu Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan cumhuriyete uzanan bir geleneğin kurucusudur. Anadolu’yu yurt yapmaları, Haçlı seferlerine göğüs germeleri, İslam alemini himaye etmeleri onları Türk tarihinde kıymetli bir kürsüye çıkarmıştır. Bunları derinlemesine irdeleyince altında büyük bir idealin, büyük bir medeniyet derinliğinin izlerini gördük. Bu sebeple yetim bırakılan döneme sahip çıkmayı borç bildik. Gösterilen ilgiden ötürü de bu borcumuzu da hakkıyla ödediğimizi düşünüyoruz. - Şimdiye kadar hazırladığınız senaryolarda sizi en çok etkileyen sahne hangisi oldu? Uyanış Büyük Selçuklu dizisinin 14. bölümünde Sultan Melikşah, suçlu olarak gördüğü Sencer’i bulmak için Yusuf Hemedani tekkesine edeben kendi gelmişti. Hemedani onu bir odanın önünde karşıladı. İçerde Melikşah’ın yıllar önce öldü sandığı karısı Başulu vardı. Kapıyı açsaydı sır aşikar olacaktı. Fakat Hemedani’nin bir sözü onu durdurdu. Melikşah: “Belki bu kapıyı açtığımda Sencer’in anasından onun yerini öğreneceğim lakin sizin sözünüzün altında şimdi bulmanın değil aramanın evla olduğunu sezerim” diyerek kapıyı açmaktan vazgeçti. O bir sultandı, kudret sahibiydi. Kimse o kapıyı neden açtın diye soramazdı. Fakat bir velinin sözünün arkasındaki hikmeti kavrayarak kendi iradesiyle kapıyı açmaktan vazgeçti. - Dizi ya da film olarak yapmak istediğiniz bir dönem var mı? Gelecek projelerinizden bahseder misiniz? Senaryo bir ekip işidir. Biz bir senaryo ekibi olarak hareket ediyoruz. Ekibimizle beraber tasarladığımız birçok projemiz var. Belgesel, dizi, sinema alanlarında kaleme aldığımız projelerimiz hazırda bekliyor. Bunların içinde tarihi ve modern pek çok konu işliyoruz. Bu projeleri yayına hazır hale getirmek için çalışmalara yoğun bir şekilde devam ediyoruz. Şu an öncelikli olarak “Yavuz Sultan Selim” projesi üzerine yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Gerekli fizibilite çalışmaları tamamlandı. Yakın zamanda Yavuz Sultan Selim’in hem dizisi hem de filmini seyircilerimizle buluşturmayı ümit ediyoruz. Diğer projelerimizi de zaman içerisinde peyderpey seyircilerimizle buluşturacağız. Derinlikli tespit ve tahlilleriniz için çok teşekkür ederim Serdar Bey. Söyledikleriniz hayırlara vesile ve bu satırları okuyan ıstıraplı ruhlara şifa olsun… Bir de kısa cevaplı köşemiz var. Burada birkaç soru soracağız. En son hangi… …oyunu izlediniz? Tarla Kuşuydu Juliet …filmi izlediniz? Son Samuray …kitabı okudunuz? Nurettin Topçu-Var olmak …müziği dinlediniz? Gabriel Faure-Pavane …şehre gittiniz? Afyonkarahisar …ve hangi kelimeyi çok seviyorsunuz? Vefa